Sayfalar

Gölgesiz Birey - Merhaba; Ben Okyanus


 Güneşin yüzüme vurduktan sonra bir de uzun süre aradan sonra ilk defa içimi ısıttığını hissedeli çok olmadı.

 Sırtımda çantam var. İçerisi dünyanın en işe yarayan gereçleriyle dolu. Cebimde beş kuruş param yok. Tabutumun kapağını kırdıktan sonra günlerce topluma yeniden adapte olmaya çalıştım fakat başaramadım. Eski alışkanlıklarımdan bir türlü vazgeçemediğimi gördüm. Kaçmak olmaz diye düşünüyordum ilk zamanlarda. Durup dövüşmeye, ayakta kalacak son adam olabileceğimi göstermek istedim onlara sanırım. Baktım ki herkes kendi derdine düşmeyi bırakmış, başkalarının çıtasını aşağı nasıl çekebilirim diye fırsat kolluyor (apaçi deyimiyle; tüm alem orospu çocuğu olmuş), bende bıraktım hepsini arkamda. Sigara paketimi buruşturup atalı günler oldu. Mutluyum. Tarif edilemez bir şekilde temiz hissediyorum kendimi. Sanki düştüğüm çukurdan çıkıp hemen tertemiz bir nehre dalmış gibiyim. Annemin okşamayı bıraktığı günden beri saçlarımı okşamaya devam eden rüzgar yeniden eşlik etmeye başlıyor ıslığıma.

 Tabutta hayatı M. Monroe'nun suratındaki benle karışık bir şekilde sorgularken hayata ne kadar sıkı bağlandığımı gördüğümü sanmıştım. Meğerse ben hayata değil, beni kalın zincirlerle kendisine bağlamış olan, sonra o zincirleri açtığı halde benim alışkanlıktan bırakıp gidemediğim topluma bağlanmışım. Bunu fark etmek için biraz da açık ve temiz bir zihinle aralarında durmak gerekiyormuş.

 Toplumun bütün dayatmalarından kurtuldum. Ve sahte oyunlarıyla maskelerinin arkasına saklanmış kendi pisliklerinde boğulduklarından habersiz yalandan gülümseyerek birbirini etkilemeye ve sikmeye çalışan insanlardan uzaklaşıyorum. İnsanları ve hayatta kalma kavgasını hiçbir zaman sevmedim zaten. Toplumla ilgili bir davam hiç olmadı. Ben hep kendi götünü kurtarıp aradan çekilen o adamdım evet beni bunla suçlayabilirsiniz. Hep dert dinleyip sonradan derdimi kimseye anlatamadığım zamanlarda vazgeçtim ben artık dert ve tasa içinde yaşamaktan. Ve kendimi nihilizmin kollarına atmaya karar verdim. Sonra bir daha vazgeçtim. Çok fazla karar verdiğimi fark ettim çünkü.

 Toplumum sadece alışveriş ve sevişmekten başka hiçbirşeyden anlamayan; beyinlerinin içi boş, duygusalmış gibi gözüken ama hayvansal dürtüleri sebebiyle sevişmeyi ve seksi aşk yaşamaktan önde tutan ama bunun farkında olmayan kezbanlar ile dolu. Kendilerini bir prenses gibi hissettirirseniz size kutsalları dahil olmak üzere veremeyecekleri şey yoktur. Ama bu süreci uzun tutmamanız gerekir. Eğer ulaşılmaz olduğunuzun görüntüsünü çizip sonradan kendinizi onun kollarına bırakmış gibi gösterirseniz götleri kalkar ve başkalarını aramaya çıkarlar. Sizi asla anlamazlar; kendi kuralları ve tabuları vardır. Ama yalanlarınızı ağızları açık dinleyip inanmak istedikleri şeye inanıp sorgulamadan her türlü pisliğe yatabilirler. Gidişleri de böyledir; sizden gerekli ilgiyi bulamadıklarında yeni açılan mağazaların beklenen ilgiyi görmemesi durumunda yaptığını yaparlar. Zararına verirler. Önlerine çıkan kim olursa olsun fark etmez onlar için. Özellikle de birazcık gerçekçi olursanız.

Film arası.

 Ben ikizler burcu erkeğiyim. Lanet olasıca. Yalan söylemek benim için bir sanattır. Çünkü yalan söyleme işini ne kadar iyi bilirsem karşımdaki insanın söylediği herşeyde doğruluk payı yüzdesini tamı tamına tutturabilirim. Ve ben bunun için gayet güzel yalan söyleyebiliyorum. Gözümün içine baka baka beceriksizce söylenmiş yalana asla tahammül edemiyorum. Benden iyi bir yalancıya her zaman saygı duymuşumdur. Çünkü benden iyi bir yalancıysa eğer o insan dışarıdan gayet dürüst, temiz ve saf gözükür. En iyi yaptığım şeydir bu çünkü. Kendimi gayet de başkasıymış gibi tanıtabilir, bu oyunu çok uzun bir süre devam ettirebilirim. Bunu bana yutturacak insana saygı duyarım. O insan yalancı, pislik, kişiliksiz değildir. Benden daha iyi samimi taklidi yapıp bana yedirebilmiştir. Ayakta alkışlamam gerekir fakat bunu da yapmam. Çünkü insanların 'burnun çok havada' diye tabir ettiği şey aslında egomdur. Birisinin bir işte benden iyi olması fikri ben ve benim gibilerin aklını kemirir genelde. Hani umurumuzda da olmaz ya, anlık sinir krizleri yaşatabiliyor. O anlık boşverme işini becerebildiğim zaman çok  Siktir et deme işinde çok iyi olanları takdir ediyorum.

 Ve ikna yeteneğim.. Dünya üzerindeki her insana teker teker dava açsam ve avukatlığımı kendim üstlensem kazanırım sanırım. Girilmeyecek sistem, kırılmayacak şifre yoktur mantığı ile çalışırım kadın-erkek ilişkilerinde. Kadın-erkek ilişkileri lafına da tavımdır zaten. Bildiğiniz kız tavlama işte daha neyi uzatıyorsam. He işte o mevzularda biraz iyiyimdir. Karşımdaki dişinin kezban mı yoksa değil mi olduğunu birkaç kısa hamleyle çözdükten sonra gerisi zaten çorap söküğü.

Yalnız kalmaktan çok hoşlanırım. Çünkü toplumun kokuşmuşluğu üzerine insanların beyinlerinin ağızlarından akmasına dayanamam. Buna ek olarak zaten girdiğim her ortamda ilgi merkezi olduğum için bir süre sonra sıkılırım. Sosyalliği de asosyalliği de dibine kadar yaşayabilirim.

Kendimi övme kısmım bitti. Filme devam.

 Hayat yanlış kararlar ve seçimlerle dolu olabilir bazen. Sonuçlarıyla yaşamak zorunda da kalmış olabilirsin hatta. Ama yine olsa yine yaparım diyebiliyorum arada sırada. Hayır budala değilim sadece içinde bulunduğum durumlardan her ne olursa olsun zevk almayı biliyorum. Bir fahişe beni aldattı diye tüm kızlardan uzaklaşıp aşka küsecek değilim. Yapacağım son şey bu olurdu herhalde. Çünkü her kadın keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir. Yargılarımı her zaman bir kenara bırakırım. İçimdeki keşfetmek için can atan piç her zaman beni yeni yeni tenlerle, yeni yeni şehirlerle tanıştırmıştır.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder