Sayfalar

Mayın tarlasında bir adam sevmişim aşk sanıpta

 Soyunup korkusuzca çırılçıplak kalmışım..

Hikaye başlar burada.



 İçinizin üşümekten değil de yalnızlıktan ve yorgunluktan titrediği sıralarda kıvranırsınız çaresizlikten. İnsanlar dünyada yiyip içip sevişirken duvarlara eskisi gibi bakmıyorsunuzdur bile artık.
 Beklemezsiniz artık hiçbirşeyi. Duygularınızdan arınmışsınızdır. Samimi taklidi yapılabileceğini tecrübe etmişsinizdir ve en sevdiğiniz sosyal aktiviteniz olmuştur. Birini özlemekten yorulmuşsunuzdur. O sıralarda bir insanı aşağılamak, küçük düşürmek yada dalga geçmek onu sevdiğinizi söylemenizden kolaydır. Göt korkusundan da kaynaklanıyor olabilir.
 Umrunuzda olmayan şeyleri bile umursamazmış gibi yapmak zorunda hissedersiniz kendinizi. Kalbiniz yok gibidir. İçeride sizin hayatta kaldığınızı bildirircesine -delicesine- attığını unutturursunuz kendinize bir müddet sonra.  Nefret ettiğinizi sanarsınız hayattan. Ölümü bile düşünürsünüz. Sadece düşüncede kalır ama. Kendinizi o halde bile bu dünyada yaşamaya layık görürsünüz.

 Anne babanızın ne tarz bir sevişmelerinin ürünü olduğunuzu düşünürsünüz. Nasıl çılgınca seviştiler ki senin gibi bir çılgını bu dünyaya getirdiler acaba. Sonra siktiret dersin; doğururken sana sormadılar ya.

Bir süre daha geçer aradan. Karşı cinste en önemli organ kalpten akciğere geçmiştir. Eskiden kalbinin ritmini değiştirmesi gerekirdi onun kalbinin. Şimdi ise nefes alsın yeter.

Tutkulu bir yaşam tarzının ürünleriyizdir hepimiz. Hayallerimiz uçuktur bizim. Yıkılınca biz paramparça oluruz, onlar birilerinin gerçekleri olarak boş boş dolaşır dururlar evrende. Onları hak etmeyenlerle birlikte.

Gülümsemeye çalış derler sana. Bilirsin gülümsemen gerektiğini. Hayattasındır çünkü. Ve bu da senin işindir.









Sebepsiz gülümsersin.  Taa ki meleğin gelip de seni hiç yalnız bırakmayacağına söz verene kadar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder