Sayfalar

Eflâ

Lise yıllarımda okumuştum Kinyas ve Kayra'yı. Kinyas uygun, olumlu, dayanıklı anlamlarına gelirken Kayra sadece 'kader' demekti. 2 farklı kişiliğin uyumsuzluğunun aslında ne kadar heyecanlı olabileceğini gördüm. Ve ilk sayfasında bulunan söz hoşuma gidiyordu her açtığımda.

                                     'OMNES VULNERANT ULTIMA NECAT'
                                         Hepsi yaralar; sonuncusu öldürür.


Aslında ölmesine çeyrek kalmış herkesi pişman etmeye çalışan hastalıklı, yaşlı kadının ilgi çekmesi gerekirken o zamanın kafasıyla bir önceki sayfasına takılmıştım ben. Eflâ. 14 yaşındayken bir ay aşık kalınabilinir mi diye merak etmiştim. Tabi o sırada otobüste yolculuk yapıyordum ki 'Hiçbir yere ait olmayanlar her yere aitmiş gibi davranırlar' sözünün altını çizmişim. Arka fonda da 'O yar senin derlerse de on koyun kurbanım var' diyerek yardıran bir Ankaralı.

 Bir kısmını koparıp arkasına numaramı yazıp dinlenme tesisinde tanıştığım bir kıza vermişim en son boş sayfasının. Neler yazdığını hatırlamıyorum yırtık kısmında. Üstelik de silinip gitmiş kurşun kalemle yazdığım satırlar ama o zamandan hatırlayabildiğim kadarıyla benim de hayatımda bir Eflâ olmuştu. Ben de en arkasına yazmıştım hikayemi, özlemimi. Zaten tam 1 sene sonra rüyalarımdan uyanıp hiçbirşey hatırlamayacaktım.

   Eflâ... fazlalıklarını bir kenara bırakırsak; Efla.

 O kadar çok özlemiştim ki bana birkaç ay aşık olmuş gibi hissettiren kadını. Bense o sırada duygusuz ve normal bir hayata kapılabilecek kadar uyuşuktum.

 Yıllar geçti üzerinden ve bana sadece bir içki karşılığında gözlerini seyrettirme fırsatı tanıdı. Bir zamanlar kısa bir süre nefret ettiğim kadına; o kocaman gözlere bakıyorum da, 'Yatayım mı göğsüne? zaten bana hep bir rüya kadar yakındın; uyandığında boğazımı kesmiş olman gerçekten pek de umrumda olmayabilir o huzura ulaştırdıktan sonra.'

 Özlem bir süre sonra insanı psikopat yapabiliyor sanırım.

 Ya da 48 saattir uyumamanın ve otobüsün camına yasladığım kafamın ağırlığından biraz salaklaştım.

 Bilmiyorum Efla. Belki bu sefer de gözlerinin içine baka baka içindeki bana dair tüm duyguları öldürebilirim. Birşey hissetmediğini söylerken senden daha güzel bir kıza gülümsemiş olmamı kıskanmazsın belki. Aslında biz o gece ölmeliydik. Şarap içip küvette sevişirken. Başım göğsünde kalmalıydı belki de; o dolunay ışığının altında ölmeliydik ikimiz de.

 Sol yanımdaki....-- diye başlayan cümlenin sonrası yok çünkü dinlenme tesisinde tanıştığım Muğla'lı kıza numaramı vermek için sayfanın alt kısmını yırttım öküz gibi. Malım çünkü ben. Her sayfasında altı çizili cümleler olan; boş bütün kısımlarında satırlar dolusu yazılar olan kitabımı bir süre kaybettiğim gerçeğini ortaya koyarsak; değil bir kalbe sahip çıkmak; bana tavşan bile emanet edilemez bu devirde. Aç kalırsam keser yerim. Haadi grş.

'sorarlarsa, "ne iş yaptın bu dünyada?" diye, rahatça verebilirim yanıtını: "yalnız kaldım. kalabildim! altı milyarın arasına doğdum ve hiç birine çarpmadan geçtim aralarından...'




Dağınık



 Selam millet. Kaç sene oldu yazmayalı? Aa, en son şubatta yazmışım kapatıyoruz patron çıldırdı pantolonları indirdik arka rafta bekliyoruz diye.
 Valla geçen sürede elimde avucumda ibretlik hikaye biriktirdim diyemem. En son salıncak kurup deve s.kme peşinde olan birkaç arkadaşla uğraşıyordum. Malum; stajyere tarih boyunca kimse hakkını vermemiş bana mı vereceklerdi? Ben de bıraktım zaten.

 Bloga girmeyeli de uzun zaman oldu. Çoğu gönderinin altındaki videolar falan silinmiş. Yenilemekle işsiz bir anımda uğraşabilirim. Şimdilik kafam zilyon tane saçmalıkla dolu zaten. Bu yazı da neyle ilgili olduğu ve olacağı belli olmayan bir karalama olacak gibi. Ama bilmiyorum ya; hadi başlayalım bari. Önce bir şarkı verelim mi ?


                                 


 Geçen sene mi ne sevgilime söz verdiydim Fransızca öğrenicem diye. Neden böyle bir mallık yaptığımı da bilmiyorum zaten. Fransızca şarkı dinleyip Amelie'yi kesik kesik izlemekle öğrenilmiyormuş meret. Neyse online bir oyun bulup Fransızca diline çevirip 2 sene oynarsam ana dilim gibi konuşurum zaten.


 O bu değil de annemle beraber öyle eski fotoğraflara bakayım biraz dedim. Liseden sonra bir insanın talihi hiç mi düzelmez lan. Tüm üniversiteyi sivilceli olarak mı geçireceğim ben yani? Tamam lisede koca g.tlü tıfıl bi çocuktuk da üniversitede mi girdim lan ben ergenliğe? Çünkü davranışlarım da onu göstermeye başlamıştı. Ailemin yanında durmak istemiyor, hep yeni birşeyler keşfedip karşı cinsle takılmak istiyordum. Neden bilmiyordum ama hiç ortasını bulamadığımdan dolayı çok çarpık ilişkiler yaşadım. Hoşlanamadım; tanıştığımın akşamına arkadaşlarıma anlattım; tüyo verin az lan diye ağladım. Gittim aşık oldum gülüşüne, ya da nefret ettim ama yüzüne karşı söyleyemedim. Seni seviyorum'lar dı aslında nefretim. Kimseyle ilgili çıkıp da 'olm evlenirim bunla ben' diye düşünmedim. Hiçbirisini anneme benzetemedim; kucağımda saçlarını okşarken kollarımı boynuna dolayıp öpmedim. Dışarıdan bakılsa seviyorum sanarlardı ama kelebek at sikine hiç bu kadar da yakışmazdı. Bilmiyorum; yürütemedim. Pişman olduğum da oldu umursamadığım da. Ama şimdi geriye dönüp o fotoğraflara baktığımda hala 'çok tatlıymışız aslında lan' diyebiliyorum. Neden bilmiyorum ama hep kendimden birşeyler katmak istiyordum. Sonuçta azımsanamayacak uzunlukta yalnızlıkların üzerine geliyorlardı ve ben her yalnızlığımda biraz daha geliştiriyordum kendimi.

 En azından yaşımız küçüktü; kimseyle ay ışığında şarap içip küvette sevişirken ölemezdim yani. Ne kadar tutkulu ilişki olursa olsun sabahları yiyeceğim trip yine 3. günaydın mesajından sonra 'hmm sn uyuyysn hla snrm .ss' olucaktı yani. Yaşıtlarımın çoğu porno sitelerde fink atarken ben neden internette mirket ve hamster g.tü fotoğraflarına ''auuuvvv çok tatlı sefgilim yhaa .d'' diyordum? Yani ayranı bile kola gibi yapan mekanlarda gömme tavuk yemek varken ben neden sevmediğim salata tiplerine dünyanın parasını domalıyordum ki? Sezar salatanın başında çekilmiş fotoğraflarım için tıklayınız. 

 Fotoğraf falan yok link de değil o zaten de; durum buydu yani. Lan olm ben bildiğin dalyarak bi ergenmişim zamanında ya la. Sevgililer günleri zaten efsane oluyordu. Aile arasında ufak bir parti. Zxcxasdasd. Yok öyle birşey. Mert'le gidip it gibi içki içiyorduk o gün. 14 şubat'ta ikimizi de kimse bulamazdı. Şimdi kızlar 'ıyy amk kekoları' diyecek ama dur bi dinle ya.

 Rusya'nın 11.547 km menzilli füze yaptığı devirde ülkemiz hala yüzebilen dozer yapmakla övünüyorken kızlarımızın durumu ne olabilirdi ki? Yani ben ülkede bir tane baba görmedim 'kızımı 10'da eve bırakacaksın evlat' diyen. Yabancı filmlere çok özendiğim söylenemez tabi; çünkü birşey olduğunda ilk senin tepene çöküleceği belli. Ama yine de gönül isterdi öyle olmasını.. Neyse ki sonra çözümünü buldum; serseriler aşık olmaz arzularlar deyip çıktım işin içinden.

 Neyse mevzu bu yani. Çok saçma salak şeylere yormuşum zamanında kafamı. Şimdilerde rahat gibiyim; en azından sivilcem yok ve her dakika karşı cinsi arzulamıyorum. Akşam yemeğinden sonra emekli amcaların gittiği türden çay bahçelerinde takılıp geceleri bilardo oynuyorum. Zamanın az olduğu kadar değerli olduğunun da bilincindeyim ve dolu dolu geçirmeye çalışıyorum. Yine uzun bir yalnızlık biriktiriyorum anlayacağınız. Sıradaki şanslıya sadece sabır dileyebilirim. Çünkü o ergen fikirleri üzerimden attığımdan beri sadece teorideyim; pratiğini yapma fırsatım olmadı. Ya da ne bileyim; çok fazla zamana bıraktım hayatı. Rüzgar benim yelkenlerimi doldurana kadar kıyıda ufak balıklarla uğraşacağım gibi..

  Az şu resimlere bak ya. Düzgün bi klip bari çekeydiniz.





Arada sırada uğrayacağım artık. Kapattık diye de unutmadık yazmayı elbet. Ha bu arada Tony Stark olma okulunda 4. seneme başlayacağım eheheuhehe. ßß.



Kapanış

 Kaç sene oldu hala adam olabilmiş değilim gibi. Hadi ne zamandır adam olamadığımı bir kenara bırakalım; 2008'de bu blogu açtığımda hiçbir beklentim ve amacım yoktu. Sadece içimden geldiği zamanlarda yazacaktım.

 Yüzlerce yazı, onlardan daha fazla taslak, yayından kalkanlar, hiç yayınlanmayanlar falan derken 1000'den fazla yazı olmuş buralarda.. Birkaç gündür onların hepsini okumakla uğraştım. Gençmişim, aklım başımda değilmiş diyorum taa ki son birkaç yazıya kadar. Hayatımı hep olduğu gibi yalın bir halde aktarmışım satırlara. Sonra hiçbirşey beklemeden 'eyvallah; görüşmek üzere' demişim sayfa sonlarında.

 Bu sefer laf olsun diye yazıyı gereksiz yere uzatmayacağım. Sıkıldım gerçekten artık. Yeter; yıllardır yolunda gitmeyen şeyler için hep evreni ve kaderi suçladım. Hiçbir şeye elimi sürmeden oturduğum yerden birisinin gelip hayatımı değiştirebileceğine inandım. Birileri hep geldiler, biraz vakit sonrasında hep gittiler. Benim için değişen birşey yoktu; çünkü kendi kararsızlığım ve mutsuzluğumdan ödün verip hiç fedakarlık yapmadım. Sadece kafamı öne eğip bana gelen rüzgarın yüzüme umarsızca vurmasına göz yumdum.

 Hadi onu bunu da siktir ettim; ben bu koca kıçımı kaldırmadan daha birşey düzelmeyecek gibi. Ben hayatımı düzeltmeye gidiyorum.

 Her neyse; siktir et. Kapatıyorum blogu falan. Dağılın.

Burayı terket.

Beyin-Küfür-Lol

 Ya varya. Ya şuanda acayip sinirliyim. Baştan uyarıyorum bak bu yazı tonla küfür, hakaret, ağır söz vs içerecek. Hatta %95 bile diyebilirim. Ucu dokunsun dokunmasın kim varsa da sikimde bile değil artık. Harbiden de yeter diyorum ya. Burada kime küfür ettiysem, sövdüysem karşıma çıkıp sakın 2 kelime etmeye kalkmasın kafasını duvara sürterim. Ciddiyim. Bulursam zaten sürtücem birde kendi ayağıyla gelmesin yani.

 Bu anasını siktiğim tatlı, cici, mutlu mesut, kendilerinden bile habersiz aptal ve bilinçsiz insanlar barındıran dünyada aklını sike sürebileceğimiz doğru düzgün adam yok mu lan? Yok mu ya. Ya en başından başlayalım. Siktiğim okuluna yolladınız beni iyi güzel. İlk öğrenimi göreceğim yerde 70 tane sik kafalı bebe ile hocanın sesini bile neredeyse hiç duyamadan 5 sene geçirdim. İlk okuyabildiğim kelime 'Televizyon' du mesela.

 İlginçtir, hiç unutamam. Babam gazetenin verdiği bulmaca ekinin kenarına sözcükler yazıp dururdu her akşam. Ne zaman okumayı öğreneceğim diye merak ediyordu. İlk onu doğru düzgün bir şekilde okuyabildiğimi fark ettim. Sonrasında bağımlısı oldum. Pokemonuydu, şirinleriydi falan derken çocukluğumun büyük travmalarını geçirip kendime müthiş hayal gücüm aracılığıyla süper kahramanlardan arkadaşlar, örnek alınası kişilikler edindim.
 
 Her neyse, son 4 senedir falan hiç televizyon seyretmedim. Yani kendi irademle oturup bir kanalı açıp karşısına geçip birşey izlemedim. Arkadaş ortamlarında, aile ziyaretlerinde vs televizyona maruz kaldığım ilk yarım saat sonunda beynime ağrılar girmeye başlıyor artık o derece nefret ediyorum. Niye mi? Çünkü en sevdiğim şeydi ve ilk okumayı öğrendiğimde onu telaffuz etmiştim.

 Sonra ne zamandı bilmiyorum; çarpım tablosu. Annemin büyük yardımları sonucunda ezberlemiştim. Onun da hikayesi ayrı tabi. Annem her akşam yatağımı sererken 5'lerden başlatırdı beni yanına dikip saydırmaya. 1 Hafta sonra bu olaydan sıkılıp oturup bi kere tamamen kendimi verip ezberlemiştim. Sonra çarpım tablosundan nefret etmedim çünkü içerisinde hiç rakam olmayan matematik sorularıyla karşılaştım.

 Ya sizin vereceğiniz diferansiyel denklemler dersini sikeyim üniversite gibi. Anasını siktiğim şu kolaycacık dersi bile cacığa dahi doğranmayacak heriflerin eline düşürdünüz ya ne diyeyim size akademik yönetimini siktiğim yeri.

 Ya dur derslere sonra başka bir yazıda söverim daha saçlarım tam dökülmüş değil nasılsa. (Makine mühendisliği 2. sınıfım ve saçlarımın ne kadarının döküldüğünü arada oturup hesaplıyorum siz düşünün.)

 Amk kezbanları. Sizin ben gelmişinizi geçmişinizi sikeyim. Haa, dur bak şimdi burada en başta sezar'ın hakkını sezar'a verelim. Ya tamam bacım biz dünyanın en yakışıklı erkek nüfusuna sahip milleti değiliz. Kibar değiliz, centilmen değiliz, zeus heykeli gibi boy pos vücut da yok. Ama evde bütün gün sidikli amınızı kaşıyıp kaşıyıp sonra gelip orada burda 'odonösli örkök östöyöm bön yoaa' demeyin ya. Valla demeyin. Artık gına geldi amına koyayım. Ya bak her seferinde kızdır hadi narindir, kırılgandır, gelecekte anne olacaktır, babasının anasının bir tanesi olarak yetişmiştir nazlıdır falan anlarım deyip deyip tepeme çıkarıyorum bir kezban bulup. Sonra vakti geldiğinde ayısı da krosu da marabası da ben oluyorum bu ilişkinin. Ya siktiğim dünyasında sevgi ve samimiyet bu kadar pahalı da orospuluk bu kadar ucuz muydu lan? O bacak aranı elbet bir gün açacaksın birine tamam ama (burası biraz tepki çekebilir; bilirsiniz genellemelerim genelde istisnaları kapsar ve önemsizdir) bunu yapmadan önce o sikik dilini kaç tane herifin gırtlağına soktun? Söylediğin sayıyı 3 ile çarpmayı da ihmal etmeyeceğim merak etme.

Ufak ufak gidiyoruz, bahsedilecek çok konu, edilecek çok küfür var daha çünkü.

 Ya, sen. Evet sen. Ortamın 'piç adamı' diye tabir edilen yavşak, yüzsüz, karaktersiz göt oğlanı. Eve gittiğinde 'beyler keraneye nasıl girebilirim' diye inci sözlüğe başlık açıp yüzyılın ayarını yiyor, arkadaş ortamlarında en kral am nasıl yalanır onu anlatıyor. Ya sen nasıl bir orospu çocuğusun ki istemeye istemeye selam verildiği halde hala çıkarına nazaran o ortamda durabiliyorsun? Algın mı kıt? Yoksa günde 9 defa mastürbasyon yaptığı için vücudundaki kanın %90'ını taşaklarında taşıyan, bu yüzden beyni kansızlıktan kuruyan bir ergen olarak büyüyemedinmi hala?

 Yazının bu kısmına kadarki imlâ hatalarına gözü takılan mükemmeliyyetçi (tek y de olabilir, bilmiyorum ama şuanda zaten oraya gözü takılana sövüyorum.) senin de amına koyayım. Hayat sana güzel tabi herşeyin mükemmel olmasını arzulayarak hayatın asıl gerçeklerinden bihaber bir şekilde kafanı sokuşturduğun o kumun içinde mutlusun. Siktir git sende git.

 Ufak ufak beni bu yazıyı yazacak kadar sinirlendiren am hoşaflarına doğru yaklaşıyoruz ama birkaç bahsetmem gereken tip daha var arada.

 Senin o entel görünecem diye boynuna taktığın fuları ananın.. neyse dur anayı karıştırmayayım. Senin o boynuna taktığın fuları sikeyim cici çocuk. 2 tane am için bütün erkekleri kötüleyip yalakası olduğun kız kankalarına sırf belki içirip sikerim umuduyla 'yaa Berkcan zaten seni hak etmiyordu sen daha iyilerine layıksın, önemli olan senin mutluluğun' edebiyatı yaptığın ağzını sikeyim. O kız Berkcan'dan sonra karşısına Bill Cosby gelse 'ben insanlara güvenemiyorum yaa' der ama sikik tipli, cüzdanı kalın kekonun biri gelince de seni ve Berkcan'ı siklemeden direk kucağına atlar. Anlıyo musun abazalıktan beynini am bürümüş sokuk herif? Bırak kızlar kendi sorunlarını iki kaşık nutella ve birkaç rulo peçeteyle halletsinler. Senin vereceğin sikik tavsiyeler sadece onların egolarını tatmin etmekle kalacak çünkü. Ya az beynini çalıştır ya.

 Allah'ım yaratıyorsun takip etmeyi bırakıyorsun yapma etme kurbanın olayım ya.

 Ülkenin anasını sikebildikleri kadar siktiler zaten bu yüzden siyasi mevzulara hiç dalasım bile yok. Anca bizim sığır milletimizin g.tü sikilmekten kangren olacak; o zaman akılları başlarına gelecek.

 Gelgelelim bu yazıyı bana yazdıran asıl sebebe.

 Ya ben bu siktiğim oyununu (League of Legends) senelerdir oynuyorum. Sayısız maç attım, izlemediğim turnuva maçı kalmadı sayılır, 3 sezondur ne oluyor ne bitiyor her bokundan haberim var. İyi yada kötü oynuyorum diye bir yorum yapmak istemiyorum; çünkü hiçbir zaman iddiam olmadı ama savunduğum tek birşey var o da doublelift reyizin dediği gibi; 'Ben en iyisiyim, geri kalan herkes çöp.'

 Neyse egomu sikeyim, devam edelim. Ya ben bu siktiğim oyununda bir gün adam akıllı zevk alarak oynayamayacak mıyım ya. Gardaş bu gözler neler gördü; anlatsam Stephen King romanlarından daha fazla cildi çıkar ama en son gördüğüm şeye geliyorum. Bizzat bu konuşma geçti aramızda.

 x, y, z, t, Chensy (ben) odaya katıldı.
           x: Beyler aranızda Allah'a söven var mı?
Chensy : Yok la durup dururken niye sövelim Allah'a şimdi.
          x: Hayır söven varsa şimdiden söyleyeyim de trollüyecem. Müslüman değil misiniz siz?
         y: Tabiki öyleyiz de durup dururken nereden çıktı bu şimdi?
         t: Birader oyununa baksın herkes sanane kimin kime sövüp sövmediğinden?
        x: Chensy müslüman değil misin sen? (Lan kabak bana niye patladıysa)
Chensy: Müslümanız da şimdi bunun oyunla alakası nedir? İyi oynamazsan sana söverim zaten Allah'ı niye karıştırayım işin içine. (Ya o oyun başında falan trollüyorum diyerekten gereksiz yere öl senin anandan girip 7 sülalenden çıkmazsam ibneyim)
       x: Haa sövüyosun yani. Sen Allah'a da sövüyorsundur kesin. Trollüyorum ben beyler.
Chensy: İyi de güzel kardeşim bir kişi söven olsa bile bu kalanların hakkına geçmen demek değil mi? (Sövme mevzusu sikimde değil ya ben o anlık alacağım puana bakıyorum sövenin g.tüne soksunlar diğer tarafta kazığı niye burada ben uğraşacam)
       x: Trollüyorum sus.
Chensy: Lan beyin hücrelerini siktiğim dangalağı bana kızdın diye bu 3 adamın günahı ne ben sana ne dedim zaten?


Aklımdan o an matrix filminde o yeşil arka plandan akan sayılar gibi bir sürü şey geçti.
1- Ya sen Metatron musun be orospu çocuğu? Sana ne kimin tanrıya, Allah'a, kitaba vs sövdüğünden?
2- Skype vs vereceksen (yiyosa) ver de erkek gibi de bizde birşeyler ayarlayalım değil mi?
3- Bu soktuğum oyununu 5 kişi oynuyoruz değil mi? Seni sayma, 4. Ya bu anasını siktiğim oyununda hadi biri sövdü yine diyelim. Diğer 3 kişinin hakkına girmiyor musun? Bu mu müslümanlık anlayışın?
4- Hangi cemaat evinde kalıyorsun da porno izleme faslınız bitip oyuna geçtiniz?
5- Ya sen why so orospu çocuğu ya?
... Diye gidiyor işte. Neyse, oyunu kaybettik. Sonraki oyun geldi.

 Aramızda ormancı ile geçen muhabbet; (orta koridordayım)
Chensy: Daha 2 lvl'ım gelmene gerek yok zaten ben rahatım burada totemim de var.
Ormancı: Tamam ittiririz biraz ne olacak buffların süresi geçmesin. (Bak kafaya bak.)
Chensy: Dalış yapma kulenin altına sakın..
 Demeye kalmadan gelip karşımdaki adama tüm güçlendirmeleri ve ilk kanı vermez mi.. Tamam hadi çocuktur yaptı bi hata. Zaten Gragas'a karşı LeBlanc oynuyorum her türlü laneyi alacam istediği kadar skor alsın.
 Neyse bu gitti dolaştı biraz ortalıkta. Mavi güçlendirme süresi geldi.
(Bu siktiğim güçlendirmesi ormancı çok çok geride kalmadı ise 2. seferde orta koridora verilir. Ama siktiğim Türkiye serverında para lazım olduğu için, mana çabuk bittiği için, enerji yetmediği için, ifrit keserken bekleme süresinde azalma lazım olduğu için ormancıdan başkasına verilmez. Sen kesiyorsan bile gelip çarp atarlar.)
 Ben ufak ufak yaklaşıp geliyorum işareti verdim. Aldığım cevap şu;
Ormancı: Sana vereyim de adama taşı dimi? Ben alıcam sana yok mavi falan. (Zaten o anda bi 'ananın amına sok onu ya orospu evladı' geldi ağzıma da sustum.)
Chensy: La olm ben ölmedim ki hiç zaten adamı da dürtüyorum ver  de rahat dürteyim.
Ormancı: Yok öyle birşey sen unut bunu.

 Baktım karşımdaki gragas paşalar gibi almış mavisini, totemini itemini gelmiş. Hadi mavim yok diye koridoru ona terk edecek değilim. Ama adam 3 saniyede bir de fıçı atıyor manası bitmiyor. Ben bi dürteyim derken mana dibi görüyor. E haliyle bizim ormancı hayalet vs ile uğraşırken karşı ormancı da gelip beni kesince başlıyor muhabbet.

 Solo: Lb ile gragasa ezilen ilk seni görüyorum amına kodumun malı. (He karşıtını aldık diye tek atıcam zaten)
 Adc: Farm yap bence daha fazla uğrasma adamla (Adamın 3 katı yaptım neredeyse. Siktiğim mavisi olsa 2 atıcam kekoya)
Support: Neden totem atmıyorsun ölüsünü siktiğim? (Totemden sorumlu devlet bakanı o.ç)
Ormancı: /all gg beyler report lb orospu çocuğu kastırdı (İlk kanı dökülen amı yarık gelin gibi bağırmasından belli zaten herşey)

 Ya size ben o bilgisayarı alan ananızın babanızın amına koyayım ya. Ya ben bu siktiğim oyununda 0/8 giden adama bile moral olsun diye 'sıkma canını takım savaşlarında toparlarsın' diyorum. Adamlar gelmiş daha ilk ölümümde bahaneleri üretiyorlar. Ya bu siktiğim oyunu takımla oynanıyor değil mi? 0/55 falan değiliz ya daha bir kere öldük herkes faturayı bize kesiyor. Skor tabelasında 0/4 olan adam bile gelmiş bana suç bulmaya çalışıyor.

 Bu anasını siktiğim oyununu günde 27 milyon kişi oynuyor. Ve en az 3/4 ü 15 yaş altı beyinsiz am suratlılardan oluşuyor. Oyuna sadece içindeki vahşet ve eziklik duygusunu tatmin edebilmek için giriyorlar, milletin oyununu sikip atıyorlar. Yaptıkları şey sadece salak salak oynamak ve sövmek. Başka hiçbir sik bilmiyorlar. En sonunda internet cafeleri dolaşıp bu oyunu oynayanları izleyeceğim. Söven olursa, salak salak hareketler yapan ve hala suçu başkasına atan olursa kafasını o klavyeye yapıştıracam. En sonunda yapacam bunu ya gerçekten yapıcam. Siktiğim oyununda 3 karakterden fazla bilmeyen 12 yaşındaki çocuktan küfür yemek zorunda mıyım lan ben? Yeter amına kodumun bebelerinden çektiğim. Eskiden telefon numaralarını aldığım klavye delikanlılarının hepsi sadece sövüp kapatıyordu. En sonunda online oyun yüzünden cinayet işleyip cezası neyse yatıcam o olacak ya.


Çok saçma salak sikik sokuk bi yazı oldu ama hayırlısı. Ya siktiğim beyinsizleri oynamayın şu oyunu oynamayın ya. Daha fazla katletme skoru istiyorsan git cs oyna, age of oyna. Ama benim oyunumu gelip sikik sebeplerden dolayı zehir de etme.

 Harbi diyorum o nicklerin hepsi aklımda. Umarım yaşarken birisine rastlarım da onu çıktığı anasının amına geri sokarım.

Hadi siktirin gidin sizde ya. Valla sinirden çatlayacağım artık. 1 senedir yalnızlıktan dolayı hiçbirşeye sarmadım, bu oyunla moral buluyordum, bu oyunla rahatlıyordum onun da anasını siktiniz siktiğim ergenleri.


Bir Araya Gelemeyiz?


 Her gece uyumadan önce saatlerce mesajlaşabileceğim, sabah günaydın mesajını alıp gülümseyeceğim, kahvaltı hazırlayacağım, bu gökyüzü olmayan şehirde boş boş bile olsa gezmekten zevk alabileceğim birisini istiyorum ben hayatımda. Hatta sigarayı bırakıp, sağlıklı beslenip spor yapıp zamanımı sadece onu mutlu etmeye harcayacağım. Er ya da geç birisi girecek hayatıma; ve ben de ona geç kaldığı için kızmayacağım bile. Bu kadar süre boyunca kendisini nasıl sevdirip nasıl özlettiğini anlatacağım. Onu çok seveceğim, eminim. Zihnimin en derinliklerindeki sırlarımı ona sunacak kadar güvenip, başımı onun dizlerine koyduğumda kendimi bulutların üzerinde hissedecek kadar mutlu olmak istiyorum. Sadece güven ve mutluluk istiyorum. Bana güldüğünde parlayan bir çift gözün içimi ısıtacağı günü bekliyorum.

  Yaşlanıyorum; enerjimi kaybediyorum fakat umudum sapasağlam duruyor. Bugünlerdeki enerjimle yaptığım planları o günlerde ne kadar yorgun olsam bile gerçekleştireceğime inanıyorum. Seni şimdiden biliyorum bebeğim; benim için sen hep özeldin ve geldiğinde de benden o ilgiyi tamamıyla göreceğinden emin olabilirsin. Sana güveniyorum bebeğim. Çünkü bana gelene kadar yaşamış olacaksın. Siktir yemiş, terk edilmiş, aç kalmış, kabus dolu geceler geçirmiş, mutsuzluk ve bitkinliği yaşamış olacaksın. Ne hissettiğimi anlayacak ve çözümün sadece kendini yanındayken mutlu hissettiğin insanın kollarında olduğunu bana göstereceksin. Geceleri yıldızları seyrederiz, oturur birer kadeh şarap içer, sarılıp uyuruz.
  
   Sana çok güzel yemekler yaparım, hani o romantik filmlerde geçen mutfak sahnelerini canlandırırız. Kek yaparken un savaşı yaparız, yüzüne çikolata sürerim, birlikte birer bardak çay içerken bembeyaz halde un savaşı eşliğinde yaptığımız tarçınlı keki yeriz. Sana yaşamayı, karşılık beklemeden güven ve mutluluk sağlamayı gösteririm. Aynı yerde çıkan sivilcelerimize uf olmuş der, gidip her gördüğümüz ufak canlıyı severiz. Oturup film izleriz, replikleri canlandırır, o karakterleri yaşatmaya çalışırız.  Geçmişini anlatırsın bana; çocukluğunu, oyuncak ayını, yatağının altındaki canavarı... Hayal kırıklığını da anlatırsın bana mutluluğunu da..

 Yalnızlığı görmüş ol, kafanı yastığa gömüp ağlarken dışarıda hala canlı olan dünyanın senin bu mutsuz ve umutsuz durumundan bihaber olduğunun farkına varmış ol. Büyüdüğüm yeri merak et mesela. Çocukluğumun geçtiği sokakları. Götürüp şimdiki modern dünyanın kirlenme hızına yenik düşmüş o boş ve çirkin sokakları göstereceğime eskiden beri hayalimde nasıl kaldıysa o halini anlatayım sana. Kırık dökük hayallerime, içimde bekleye bekleye paramparça olmuş düşlerime rağmen yaşa beni bebeğim. Aşkın bencillik olmadığını biliyorum bebeğim. Sen sadece sev beni. Elimden bir ömür tutmayı göze alacak kadar sev. Yarın çık gel mesela; tam da planlamadığım anda. Savunmasız bir şekilde yakala beni. Ve koru bundan sonra sensiz olabilecek hayatımın bana getireceği zararlardan...

 Ya da bilemedim şimdi. Abazalığıma rast geldi de böyle birşeyler yazdım sanırım. Sen gel de ayarlarız birşeyler. Olmadı dışarıdan pizza söyler oturup pes falan atarız. Sen gel yeterki.


Ben bu kafayla gidersem daha zaten uzun bir süre daha;