Kalbime hoşgeldin prenses, kusura bakma burası yıkılmış bir saray olmak için biraz fazla dağınık..
Karmaşık bir zamanda geldin. Nasıl anlatsam, hani bir meyvenin ağızda bıraktığı acı tadın hala hücum ettiği zamanlar.. Söylediğin gibi özgürlüğü arayan, ama bağlı olduğu hayallerin peşinden koşmak için özgürlüğünden de vazgeçemeyen bir adama rastladın. Yorucu birisiyimdir ben, yorulmaktan yormaya başlamadım; sadece kendim de yorulduğum ve kalbimi attıracak gücü kendimde bulamadığım için sana geldim.
Geldim sana, elim açık bir şekilde, tutmanı beklediğim bir halde, arkamda sakladığım elimde ise sana ait birşey var sevgilim; kalbim. Tut sıkıca olur mu hiç bırakma sakın? Çünkü çok fazla parçalandı; ben saklayamadım bunca zamanda. Değerini bilemedim, kaybettim, düşürdüm, yanlış kişilere emanet ettim. Yürüdüğüm yollarda hep kalbimi göğsümde değil de başka yerlerde saklamaya çalıştım. Gizledim, duvarlar ördüm, ulaşamasınlar dedim. Tek kıymetlimin değerini hiçbir zaman bilemedim. Bunun yüzünden hep dışlanmış oldum. Özellikle de insanlar duygusuz sandılar beni.
Hiçbirşeyi takmayan, eğlenmek ve gülmekten başka hiçbir derdi olmayan bu adamın aslında kocamaaan bir kalbi var biliyor musun? Ritminin herkesde aynı olduğu fakat amaçları farklı farklı olan kalplerden bir tanesine de ben sahibim. Ve ben bunca zaman sakladım hep, sesini duyurmamaya çalışarak, dışarıdan o yokmuş gibi görsünler diye öyle olmaya çalışarak.
Ve bir gün; kalbimin teslim edilmesi gerekenden fazla sürede elimde tutulduğunu fark ettim. Parçalarının toparlanmasını izleyemeyeceğim belki; bilmiyorum ama tüm kırık ve döküklerini birleştirebildiğim kadarı ile sana geldim.
Eline bırakıyorum şimdi o arkamda sakladığım kıymetlimi sevgilim;
Ona çok iyi bak olur mu? Çünkü bundan sonra atacağı her ritim senin adını sayıklayacak, içinde sadece seni barındıracak. Bugünü ve yarınıyla, tüm hastalığı ve gülücükleri ile senin olacak.
Bazen ask yeterli degil ve yol engebeli oluyor
Nedenini bilmiyorum
Beni güldürmeye devam et
Hadi yüksege gidelim
Yol uzun, devam edebiliriz
Bu arada eglenmeye çalış..
Keyfimiz yerinde tabi o bilgisayarın başındayken. Ekmek elden su gölden bütün gün oyun oynuyor ya da sikimsonik sitelerde takılıyoruz. Rahatımızı bozan yok, arayıp dışarı çıkalım diyen yok, okuldan/ işten çıkınca elimizden tutup zorla batak, tavla vs oynamaya götüren yok.
Alışmışsın sen yalnız yaşamaya. Hani yalnızlık derken, 15 çocuklu bir ailenin mensubu olabilirsin. Ama yaşıtlarınla muhabbetin yoktur, oturup derdini anlatabileceğin birisini bulamazsın, seni anlayan birisi yoktur.
En azından bana o bilgisayarın başında sıkılmadığını söyleyebilir misin? Her gün aynı şeyler, aynı karakterler, aynı sözlük, aynı forum. Arada film izleyip şarkı dinliyorsun. Metallica hayranısın tamam ama biliyor musun basçının adını? Babanın geçen karne hediyesi olarak aldığı gitar hala ranzanın üst katında gavur ölüsü gibi yatıyor değil mi? Hayır en komiği de canın sıkıldıkça periyodik olarak o işi yapmıyor musun? Hani bir kere yapmaya kalksan zaten 3-4 saat film arayarak vakit geçer diyorsun. günde 2 defa yapsan 8 saat.
Bak çocuğum. Güzel evladım. Yavrum. Asosyalim. Eşşeğim. Gerizekalım.
Sen kocaman bir aptalsın. Neden biliyor musun? Dışarıda ne var biliyor musun? Hiçbir bok yok aslında tamam o konuda hemfikiriz. Mesele zaten dışarısında değil. İnsanlar gayet boş gözükebilir, süslenip püslenip dışarı çıkan ama bakınca da kafasını çeviren tikicanlardan nefret ediyor olabilirsin, ünlü görünce orgazm çığlığı atıp sen iltifat edince kendini bir bok sanan kezbanlardan sıkılmış olabilirsin, mühendislik okuyorsundur sınıfındaki kızlar bıyıklı vs.dir anlarım.
Ama gel gör ki ''Bekarlık sultanlıktır aga'' diyerek kendi acizliğini bana savunma be oğlum.
İnsanlar çift yaratılmış diyorlar ya. Hani sen mahmut abinin bir benzerini görünce sana çok benziyordu abi deyince onun sana bu sözü söylemesi için söylenmemiş o söz. İnsanlar eşli yaratılmışlardır. Bir kadın ve bir erkek olarak. Kadın erkeğin bilmem neresinden yaratılmış (kaburga kemiği olması lazım. Kur'an kursu kapısından geçmeyeli 14 sene oluyor.) burası beni ilgilendirmez. Ben sana neden bir kadınla birlikte olman gerektiğini kendi çapımda açıklayacağım.
Önce Chuck Palahniuk'a kulak verelim.
'eğer bunu okuyorsan, bu uyarı senin için. bu anlamsız güzel baskılı kağıttan okuduğun her kelime hayatından harcanan diğer bir saniye demek. yapacak başka işlerin yok mu? hayatın gerçekten bu kadar boş mu da bu anları daha iyi geçirebileceğin bir yol düşünemiyorsun? yoksa saygı ve inanç beslediğin otoriteyi ortaya koyanlardan çok mu etkilendin? okuman gereken her şeyi okur musun? düşünmen gereken her şeyi düşünür müsün? sana alman gerektiği söylenen her şeyi satın alır mısın? apartmanından dışarı çık. karşı cinsten biriyle tanış. lüzumsuz alışverişi ve mastürbasyonu bırak. i̇şinden ayrıl. bir kavga başlat.yaşadığını kanıtla. eğer insanliğini ispat edemezsen, bir istatistik olarak kalacaksın. artık uyarıldın.
Şimdi gençler. Oturun hele bi soluklanalım. Bir sigara yakın ve şu yazıyı bir düşünün. (sigarayı da bırakın lan bu arada. hatunlar hoş kokan erkeklere ilgi gösterir baştan söyleyeyim. birde küllük yalatmak istemiyorsanız tabiki.) E madem uyarıdan önce yaktık, şarkısız da olmaz.
Bak hele şimdi.
Şimdi şöyle anlatayım dostum. Eğer amacın Barney Stinson gibi kızdan kıza atlamak ise biraz beklemen gerekebilir. Çünkü ben yazar kişisi olarak tamamen tek eşlilikten yana bir insanım. Yani bu saatten sonra. Çünkü hani yaşlılar diyor ya ''yaş geçince insan oturup sohbet edecek birilerini arıyor'' diye. O iş yaş geçince falan değil.
Düşünsene be oğlum. Bir karşı cins. Senin. Tamamen. Herşeyi ile gelmiş. Sana bütün ruhunu, bilincini ve kalbini açmış. Senden hiçbirşey beklemiyor. Sadece sevgiye muhtaç. Sen onun yaralarını sarıyorsun ve anlatmaya başlıyor. Kırıklıklarını, hayallerini, kendini. Susuyor sonra ve sen düşünmeye başlıyorsun.
Senin anlatacak neyin var?
Benden sana ufak bir tavsiye. Her ne kadar sen yalnızken mutlu da olsan, derdini tasanı köpeğine kedine anlatıp rahatlıyor da olsan, konuşmayı öğrenmiyorlar. Tavsiye veremiyorlar. Yanınıza yatırıp sadece sıcaklığını hissedebiliyorsunuz. Sizi öpüp sırtınızı sıvazlayamıyorlar. Sizinle hayaller kuramıyorlar. Sizin gözyaşlarınıza engel olmak için karşınıza geçip sizi mutlu etmeye çalışmıyorlar. Ama sizi anlıyorlar. Anlasalar da ellerinden birşey gelmiyor..
Şimdi anlıyor musun neden birisini sevmen gerektiğini? Omzunda saatlerce ağlayabileceğin birisinin neden olması gerektiğini? Sonsuz güvenebileceğin birisine neden ihtiyacın var anlayabiliyor musun? Kıskanmadan birbirinize tüm geçmişinizi anlatabileceğiniz ve olaylar ne kadar kıskandırıcı da olsa gülümseyerek karşılayabileceğiniz şeylere sahip birisini neden hayatına sokman gerektiğini anlayabiliyor musun? Sonbaharda yapraklar savrulurken etrafı sapsarı yapraklar ile çevrili taş bir yolda el ele yürürken sarılmak için bahaneler uydurmak mı istersin yoksa sıcacık bir kanepede aynı battaniyenin altında filmini seyrederken kalbinin atışlarına da arada sırada kulak vermek mi?
Bir şey söylemeyeceksin. Kafanı onun omzuna yaslayacak ve kendini bırakacaksın sadece. Gözlerine baktığında bir çift ekrana bakıyormuş gibi Cenneti seyredeceksin. Susup sarılacaksın. Sol tarafında senelerdir sadece kan pompalamak için atan kalbin bir farklı gelecek sana. Ve sağ tarafında da bir kalp olacak artık. Bütünleşeceksiniz. Varlığınız bir, ruhunuz aynı olacak.
Şarkılar anlamlı gelmeye başlayacak. Hani o anlamadığın için dinlemediğin Edith Piaf var ya. Sözlerini çevirmene gerek kalmayacak. Melodilerini duyduğunda içini bir sıcaklık kaplayacak.
Ve annenden süt emmeyi kestiğin gün kırılmış olan kalbin yeniden düzelecek. İlk hayal kırıklığın, ilk terk edilişinin ardından ölmüş olan karnındaki kelebekler veya ejderhan uyanmaya başlayacak. Anlayacaksın işte o zaman kelebeklerinin ölmediğini. Ağzından çıkacak o kelebekler; karşındakinin ruhuna cümlelerinle dokunmak istediğin her anda.
Ve sıradaki alıntımız Eksi Sözlük'teki ''justinian'' nickli yazarımızdan geliyor.
Zamanı gelip de ilk defa yatağa birlikte uzandığın kızın; zamanında elini tutmak, saçına dokunmak, diz dize oturmak bile içini titretmişse, işte o kızla seks yapmak dünyanın en güzel şeyidir. Bundan öte bir haz, bundan büyük bir doyum olamaz. Eğer yatakta da birbirinizi anlayabiliyorsanız muhtemelen bu duygu senelerce de sürecektir. İşte bu şartlarda seks yapmak matah bir şeydir.
Bu tavrı ancak önemsemediği motor bir hatunu yatağa atan biri, ya da parasını basıp dokunmaya iğrendiği eskort hatunla boşalmak için seks yapan biri takınabilir. Zira bu şartlarda boşaldıktan sonra bir an önce kızı evden postalayıp, bir sigara bir de kahve alıp monitör karşısına geçilmesi normaldir. Girişte bahsettiğim duyguyu yaşayan insan bilgisayar başında ahkam kesmektense, sevdiceğine sarılıp uyumak ister.
Evet adam haklı. Neden biliyor musun? Aslında anlatmamın da önemi yok zaten kendi gözlerinle göreceksin fakat biraz bahsedeyim. ''Zamanı gelip de ilk yatağa uzanmak'' nedir sen bilir misin? Aylarca peşinden koştuğun bir kız için harcadığın emeklerin meyve vermesi. Aslında olay tamamen seks de değil. Senin yatağında, senin battaniyenin altında. Başı göğsünün üzerinde. Belki de aynı rüyaları görmek için dalacaksınız birazdan uykuya. Bunun anlamı da seks değil.
Aşık olacaksın. Kaçarın olmayacak. Kırıklıklarını arkada bırakacaksın. Yeniden kırılmaya da hazır olacaksın.
Dostum sana birşey söyleyeyim mi? Ne kadar kırılmış olursan ol; bir gün geriye dönüp baktığında sadece gülümseyeceksin. Güzel anıların kalmış olacak. Ve sen yenilerini yaratmak üzere yeniden işe koyulacaksın. Taa ki rüzgarın şarkısı kulaklarından silinene kadar.
Yeni yazı dizisi bu olacak sanırım. Evet gençler hedef kitlem olarak içinde bulunduğunuz toplumun modelleri ve örflerine dayanarak size bir ilişkiye nasıl başlanır, ilişki nasıl yürütülür, nasıl karşı tarafı mutlu edebiliriz ve kendimiz nasıl haz alabiliriz bunları öğreteceğim.
Valla açık söyleyeyim ne plan var ne proje. Biraz da küfürlü olacak üzerinize afiyet. Şimdiden belirtiyorum. Kadınlar annedir herşeyden önce. Bunun için kutsaldırlar, seks objesi değillerdir. Ve baştan söyleyeyim, bu yazacaklarım tamamen teoremler üzerine kuruludur. Kendi hayat tecrübelerimden yer vereceğim fakat özele giremem sonuçta ben istesem bile yaşanılan şeyler tek taraflı olmadığı için karşı tarafın da rızası gerekir. Hiçkimsenin rızasını alabilecek kadar iletişebilitem yok onu da belirteyim :). Yazı dizisi bitince size bir insan kendinizden nasıl soğutulur ve uzaklaştırılır onu da anlatacağım. Eskiler hiçbir zaman canınızı sıkamayacak. Gecenin bir saatinde naber? (eski sevgiliden gelen naber; ''sevgilimle kavga ettim kafam dağılsın diye konuşacak birini arıyorum 2 gün sonra seni siklemicem bile, abaza kaldım elde son sen varsın, senin gibi bi salak daha bulamadım'' gibi anlamlara gelir.) diye mesaj da almayacaksınız. Hep yeni birşeyleri keşfetmek isteğiniz olduğu sürece eskiye gerek kalmayacak. Ee hacı o öyleydi şöyleydi şimdi yenisine emek harcayamam kızlar bana bakmiy, konuşamıyorum, özgüvenim yok vs diyorsan;
Tam yerindesin adamım. Kulak kesil formülü bende.
Önce bir bütün battaniyeye nar ekşisini güzelce gezdir. Sonra 2 avuç cevizi kır parça parça serp. Sonra kısım kısım kes balkonda 6 yıl kurut. 3 parçasını sağ cebine koy 3 parçasını sol cebine koy. Sonra başla yürümeye. 7 dağın tepesindeki 7 krallığın 7 kralının elinden bir kıl kopart. Her bir kılı 40 bakirenin eline pay et. Sonra bana gel.
Halen gavun gibi bakıyorsun.
Dur amk dur.
Biraz daha bilgi verebilirim aslında. Bu yazılarda bir kızla nasıl tanışabileceğinizi, nasıl konuşacağınızı, neler konuşacağınızı, nasıl yakınlaşabileceğinizi anlatacağım. Baştan belirteyim 190 boyunda dalyan gibi adamsan ya da altında audi tt varsa şimdiden siktir git oğlum burada işin ne. Git arabayı çek bi sahile kapıları aç 2 dk büfeye gidip bi paket camel soft al. Geldiğinde arabanın içi dolu olacak. (Camel soft ne dalyarak madem Audi TT ile geziyosun parliament iç diyen bebelere; Camel klas adam sigarasıdır. Sizin gibi liseliler anca özentilikten içer onu.)
Şimdii. Gelelim ilk mevzuya. Asosyal miyiz? Mükemmel. Neden mi? İnci Sözlük'te panpamız ''tabilan'' açıklamış;
Bunun eşliğinde okuyoruz.
- öncelikle, asosyallik işsizlik demek değildir. asosyaller genelde yaratıcı insanlardır. yapacak hiçbir şeyleri yoksa bile gereksiz de olsa bir iş buluverirler kendilerine. teknolojiyi yakından takip ederler, bilgisayarlardan anlarlar. bu yüzdendir ki bilgisayarı bozulmuş, facebookuna giremeyen sosyal insanlar onlardan yardım ister. zaten sosyal insanların çoğu interneti facebook, twitter gibi siteler için kullanır, durumlarına özlü, duygusal sözler yazarlar. facebook profilleri eşsiz bir nizam içindedir, twitterlarında binlerce twitleri olur, öyle ki sıçsalar twit atarlar.
başarılı, müzisyenler, coderlar, yazarlar, ressamlar çıkar bu kamudan. diğer insanların imrenerek dinlediği müzikleri yaparlar, işlerine yarayacak programları kodlarlar, durumlarına yazdıkları sözleri yazarlar. bol bol boş vakitleri olduğu için kendilerine zaman ayırabilirler, kendilerini geliştirirler, isteyip de yapamayacakları şey yok gibidir. buna sosyal olmak da dahil.
asosyal olmak ezik olmak demek de değildir. entrikalardan, gürültüden, yalanlardan uzak dingin bir hayat sürerler. pek kimseye bağlanmazlar. onlar olsa olsa kahveye, çaya, kolaya, çikolataya, sigaraya bağlanırlar. ama kazara birine bağlanmışlarsa da kolay kolay kopamazlar, evrenin merkezi yaparlar o insanı. kahvelerinden bile vazgeçerler.
asosyallik bir tercih meselesidir. öyle herkes de asosyal olamaz velakin, zor iştir.
3. paragrafa dikkat ediyoruz. Pek kimseye bağlanmazlar, ama kazara bağlanmışlarsa kolay kolay kopamazlar, evrenin merkezi yaparlar o insanı.
Evet gençler mesele burada. Siz eğer bir insanı gerçekten dünyanın merkezi yaparsanız ve bunu ona hissettirirseniz o siktirir gider. Baştan söyleyeyim. Olay tamamen buna bağlı olacak, ama kendimizi de tam zamanında çekmeyi bileceğiz.
Daha kadın bulmadık amk bu neyin tribi diyenler de haklı şimdi. Hadi o zaman gelin başlayalım.
Bana sorarsan niye asosyal oluyoruz biliyor musun? Mutlu olmak için. Hani doğuştan asosyallere demiyorum. Şöyle bir olay var. Kendini ne kadar insanların içine atarsan o kadar fazla kaybolduğunu göreceksin. Kabuğunun içine çekildiğinde kendini keşfedersin. Yeteneklerinin farkına varır, geçmişini sorgular, aynı hataları bir daha yapmadan önce farketmeye başlarsın.
Hele de yukarıda bahsedilen gibi büyük bir yalnızlık üzerine gelen birisine bağlanıp ayrılmış isen.. İşte o koyar en başta. Kendini insanların içine atanların düştüğü hataya düşmezsen eğer zararın en yakın yerinden dönmüşsündür. Çünkü acı sadece zamanla unutulur. Kanayan yerlere başka bedenler basmak mikrop kaptıracaktır. Ama şunu da söylemem gerekiyor. Bu süreyi fazlaca uzun tutarsanız da içinizde hep bir yerlerde yaralar kalır. O yüzden dengelemek önemli.
İşte bu esnadaki asosyallik işinize yarar. Kendinizi başka şeylere vermeye, kafanızı boşaltmaya çalışırsınız ya hani, bu sizin için büyük bir nimettir. Aslında bu size bahşedilmiştir. Kendinizi daha iyileri için hazırlamanız, yetiştirmeniz daha kolaydır. Hep üstüne birşeyler katarsınız. Ve gün geldiğinde dünya onun etrafında döner, o da sizin. Kendinizi öyle bir geliştirmelisiniz ki, onu öptüğünüzü değil ona izlettiğiniz filmleri, şarkıları hatırlamalı. Çünkü sizin üzerinize defalarca kez öpüşecek ve hepsi farklı tende olacaktır. Fakat şarkılarınız ve filmleriniz kalıcıdır. Koku kalıcı birşeydir fakat o da yüzlerce beden üzerinde taşınır. Bir şarkıya anlam yüklerseniz; o şarkı artık ne yazanın ne de besteleyenindir. Anlam yüklediğiniz kişi ile sizin aranızdadır.
Eğer cidden asosyalsen şu bağlantıyıbi ziyaret et mk. Orada ben sana birkaç tavsiye verdim. Git oku öyle gel. 2. yazıda görüşmek üzere. Yoruldum bugünlük yeter. Komikli yazı yazıcam biraz sonra uğrarım. He birde gitmeden tam kıza yollamalık şarkılardan bir tanesini dinleyin;
Biliyorum şu anda bu şarkıyı öküz gibi boş bakışlarla dinlediğini. Hele sen bu şarkıyı biriyle özdeşleştir ve ayrıldıktan sonra aç bak görüyor musun görmüyor musun ebeninkini? Hadi by.